DEFKUŞLAR NASIL DOĞDU ? - Hale İşsever

Güncelleme tarihi: 26 May 2020

Defkuşlar, çember formundaki ahşap kasnağa gerilmiş deri üzerine, karışık boyama teknikleriyle yapılan ve ritim enstrümanı gibi çalınabilen dairesel bir resim çalışmasıdır. Üzerlerinde yer alan semboller, enokyan frekans kodları ve çalınmasıyla salınan ritmik titreşimler aracılığıyla çalışan bir meditasyon ve ritüel aracıdır. Adını aynı forma sahip ritim enstrümanlarının bilinen en eski adı olan “def” ve ilk yapılmaya başladıklarında üzerlerine konan “kuş” desenlerinin birleşmesinden almıştır.


“…hazineyi arıyorsan… kendi içinde ara”


Defkuşların hikayesi bu bohçayla başladı. ‘Dört tarafından merkeze katlanan kare planlı bir bez parçası değildir bohça; saklanması ya da taşınması gereken şeyleri içine koymak için vardır. Doğumdan, düğüne, yolculuktan ölüme her şey bohçalarla taşınır. Aradığın her şeyi içinde bulabilirsin. Yeter ki farkında ol.’


.Yerlere bereket getirdiğine ve dünya ile göğün arasındaki birliği sağladığına inanılır. Uçuşa geçmek için kanatlarını her açışı bilgi ve hayat ağacının yapraklarını titretir, bu sayede her bitkinin tohumu yeryüzüne dağılıp kök vererek insanlığa şifa dağıtır. Ne bir eşi vardır ne benzeri. O birdir. Her yeni dönümünde kendini ateşe verip küllerinden yeniden doğan, kendini doğurandır.yaşayan rengarenk tüylü bir kuştur. Yerlere bereket getirdiğine ve dünya ile göğün arasındaki birliği sağladığına inanılır. Uçuşa geçmek için kanatlarını her açışı bilgi ve hayat ağacının yapraklarını titretir, bu sayede her bitkinin tohumu yeryüzüne dağılıp kök vererek insanlığa şifa dağıtır. Ne bir eşi vardır ne benzeri. O birdir. Her yeni dönümünde kendini ateşe verip küllerinden yeniden doğan, kendini doğurandır. Rivayete göre; kendilerine bir yönetici arayan kuşlar, Simurg’u bulmak için yola çıkar. Yolculuk çetindir. Önlerinde

geçmeleri gereken yedi adet zorlu yol vardır. İstek, aşk, marifet, kural dışılık, birlik, hayret ve yok oluş yolları. Kuşların sayısı yol boyunca azalır. Her geçtikleri vadide bir kaçı takılı kalır. Kaf Dağı’na vardıklarında otuz kuş kalır. Kaf Dağı’nda onları bekleyen Bilgi Ağacında bir ayna vardır. Simurg’u görmek ümidiyle aynaya bakan her kuş kendini görür. Öğrenirler ki; “si murg” “otuz kuş” demetir. Hepsi bir Simurg, her biri bir Simurg’tur.

Gerçek yolculuk kendine yapılan yolculuktur. Sır içimizde gizlidir. Işık içimizdedir. Bilgi içimizdedir. Yolculuk bir öğrenme yöntemidir. Ve sonunda herkes kendi hazinesini bulur.


Sonra şu Şaman hikayesini duydum; zengin ve çocuğu olmayan bir aile şamana başvurur. Şaman da ailenin çocuk sabi olması için, Tanrı’ya, ruhlara başvurmak yerine çocuğu kendisi yaratır. Tanrı bunu duyar ve çocuğun canını alıp bir şişeye koyar, ağzını eliyle kapatır. Şaman eline davulunu alıp yukarı dünyalara çıkar, Tanrı’ya yalvarır. Tanrı çocuğun ruhunu bırakmaz. Bu kez Şaman bir arıya dönüşüp Tanrı’yı alnından sokar. Elini alnına götüren Tanrı şişeyi düşürür ruh kaçar. Çok sinirlenen Tanrı Şaman’ın üstüne bir yıldırım yollar. Yıldırım Şaman’ın davuluna gelir ve ortadan ikiye ayırır. Şaman davulu bugün bildiğimiz “def” formundaki halini alır.


Şamanizm inancını sürdüren halklarda Şamanik yolculuk ritüeli yapmak için kullanılan temel araç bu davuldur. Şamanik yolculuk ritmi müzik değildir. Şaman’ın çaldığı saniyede dört ila yedi sabit vuruşluk tekdüze bir ritimdir. Ritim kendini telafi eder. Etki ve tepki, ilerleme ve gerileme, doğuş ve batış birlikte vardır. Evrenlerin, güneşlerin, dünyaların, insanın, hayvanların, zihnin ve hatta maddenin yasasıdır bu.


“ Hiçbir şey durmaz, her şey hareket eder, her şey titreşir.” Madde, zihin, enerji, hatta ruh sadece aynı şeyin farklı titreşim oranlarındaki görüntüsüdür. Bütün’den en kaba madde formuna kadar her şey titreşim içindedir. Bugün saf enerjinin maddeye dönüşerek kütle kazandığını, farklı titreşimlerdeki elektronların bize ışık, renk ya da ses olarak göründüğünü biliyoruz. Sağlık, vücuttaki elementlerin temel nitelikleriyle ilgili tüm güçlerin kusursuz uyumda titreşimidir. Titreşmeyen her şey cansızdır. Hastalık titreşim ahenginin bozulmasıdır. Ruhsal titreşimdeki bozukluklar davranış bozukluğu yaratır.


Monoton ritim vuruşları zihni dinginleştirip, içimize odaklanmayı kolaylaştırır. Araştırmacılar bunu beyin dalgalarımızın sese verdiği tepki olarak açıklar. İnsanoğlunun doğasında temel olarak dört zihin durumu vardır: Beta, Alfa, Teta ve Delta. Zihnimiz Beta durumundayken kişi gayet uyanık durumdadır. Günlük hayatta çoğunlukla içinde bulunduğumuz zihin durumudur. Delta zihin durumu ise bildiğimiz anlamda “uyku” durumudur. Alfa, gündüz düşü hali, Teta, uyku ile uyanıklık arası derin gevşeme halidir. Görünen ve görünmeyen dünyalar arası gizemli bölgedir. Şifa hazinesi bu arada saklıdır. Davul ritmi bizi bu frekans aralığına uyumlamada bir yardımcıdır.


İnsanların uygun formüllere sahip oldukları takdirde zihinsel titreşimlerini kontrol etmelerinin mümkün olduğunu biliyoruz. Bu formüller binlerce yılık kadim bilgilerden, günümüz teknolojisi ile uygulanan metotlara kadar gelmiştir. Bu formüllerin başında Kutsal Geometri olarak adlandırılan semboller gelir. Evrensel semboller enerjetik olarak değer taşır ve bilinç üzerinde dönüştürücü etkiye sahiptir. Enerjiye yeni bir kanal oluşturarak veya yeni bir form kazandırarak maddesel boyuttaki akışını değiştirir. Aynı zamanda kuantum alandaki enformasyonun daha iyi bir alıcısı haline gelmeyi sağlar. Sembollerin sahip olduğu potansiyel enerji ses titreşimleri ile bütünleşerek daha güçlü bir etki yaratmaktadır.


Defkuşlar, yolculuğumda, ritim ve sembollerin dünyasını birleştirdiğim, özgün birer yolculuk arkadaşıdır. Defkuşları yaparken de çalarken de yolculuğuma eşlik ediyor, içimdeki hazineyi yolcularla paylaşmama aracı oluyorlar.




34 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör